![]() | |
| | #1 (permalink) |
![]() ![]() ![]() | Günes ![]() Kimlik Bilgileri: Kütlesi ... 2×10 30 kg Hacmi ... 1 41×10 33 cm³Özgül ağırlığı ... 1 41 gr/cm³ Çapı ... 1.391.000 km Yüzey ısısı ... 6.000 K° Çekirdek ısısı ... 14.000.000 K° Bileşimi ... % 75 hidrojen % 24 helyum % l diğer elementler Dünyadan ortalama uzaklığı ... 149.598.000 km Galaksimizin merkezine uzaklığı .... 30.000 ışık yılı Ekseni etrafında dönme süresi... 25 gün 12 saat Galaksimizin merkezi etrafında dönüş periyodu ... 225.000.000 yıl Galaksimizin merkezi etrafında dönüş hızı ... 250 km/s Işığının dünyâmıza ulaşım süresi ... 8 dakika 19 saniye Genel Bilgiler 1- Güneş gökyüzünde geceleri görülen çok sayıdaki yıldızdan bir tanesidir. Geceleri gözlediğimiz diğer yıldızlardan hiçbir farkı yoktur. Büyüklüğü ve kütlesi diğer bazı yıldızlardan küçük olduğu halde bize yakın olması sonucu oldukça büyük ve parlak gözükür. 2- Çok sıcak gaz yığınlarından oluşmuş olan Güneş'imizin yüzeyinde her saniye sayısız termonükleer reaksiyonlar olmaktadır. Bu reaksiyonlarda 4 hidrojen atomu birleşerek kendinden daha hafif olan bir helyum atomuna dönüşmektedir. Geri kalan kütle ise ısı ve ışık enerjisi olarak her yöne doğru yayılır. Güneş'ten her saniye etrafa yayılan enerji miktarı ise 4 milyon tondur. 3- Yapılan hesaplamalara göre güneşimiz yaklaşık 4 5 milyar yıl yaşındadır. Mevcut kütlesi ile 4 5 - 5 milyar yıllık ömrü kalmıştır. 4- Parlaklığı Ay'ın dolunay zamanındaki parlaklığının 600.000 katıdır. 5- Güneş milyarlarca yıldız içinde yüzeyini yüzey içindeki oluşumları ayrıntılarıyla inceleyebildiğimiz tek yıldızdır. Bunun sebebi de Dünya'ya en yakın yıldız olmasıdır. Güneş'in Dünya'ya olan ortalama uzaklığı 149.518.000 km dir.Güneşten sonra Yerküre ye en yakın yıldız alfa Centauri yıldızıdır. a Centauri yıldızının ise dünyamıza olan uzaklığı 40.000.000.000.000 km dir. 6- Güneş ışıkları ( Işık ışınının saniyedeki hızının 300.000 km ) Dünya'mıza Güneş'in yüzeyinden ayrıldıktan tam 8 dakika 19 saniye ulaşır. Güneşten sonra yere en yakın yıldız olan alfa Centauri'nin ışığı ise bize ancak 4 yıl 3 ay 18 gün sonra gelir. 7- Güneş ile Dünya arasındaki uzaklığın büyüklüğüne ait şu örnekleri değerlendirdiğimizde daha iyi bir fikir sahibi olmuş oluruz. • Saatte 90 km hızla giden bir tren ancak 175 yıl sonra • Saatte 500 km. hızla giden bir uçak Yerküre'den hareket ettikten 34 yıl 2 ay sonra • Saatte 1000 km hızı olan bir tabanca mermisi atıldığı andan 4 yıl 9 ay sonra Güneş yüzeyine ulaşabilmektedir. Merkür ![]() Kimlik Bilgileri: Kütle... 330 2×1021 kg Keppler sabiti(r^3/s^2)... 22 03×103 km³/s² Ekvatoral yarıçap... 2440 km Kutupsal yarıçap... 2440 km Basıklık... 0 Ortalama yoğunluk... 5427 kg/m³ Eylemsizlik momenti katsayısı... 0 33 Yüzey çekim (ekvatorda)... 3 70 m/s² Kaçma hızı... 4 3 km/s Eksen eğikliği... 2 derece Güneşe ort. uzaklık... 57 9 milyon km Görünür parlaklık... -1 4 kadir Dönme periyodu... 58 65 gün Yüzey sıcaklığı... -170 ile 430 °C Uydu sayısı... 0 Halka sayısı... 0 Yörünge eğim açısı... 7 005 derece Ortalama yörünge hızı... 47 89 km/s Yörüngesel periyod... 87 97 gün Genel Bilgiler 1. Güneşe en yakın ve güneş sisteminin en küçük gezegenidir. Güneş etrafında elips biçiminde bir yörüngede döner. 2. Diğer gezegenler gibi Merkür de güneşten gelen ışınları yansıtır. Venüs Mars ve Jüpiter den sonra dünyâdan en parlak gözüken gezegendir. Merkür Utarit olarak da isimlendirilir. Bilim adamları Merkür'ün de diğer gezegenlerle yaklaşık aynı özgül ağırlığa sahip olduğu için aynı anda meydana geldiğini savunurlar. 3. Merkür'ün çekim kuvveti dünyâ çekim kuvvetinin % 38'i kadardır. Dünya da 45 kg gelen bir ağırlık Merkürde 17 kg dır. 4. 1974 senesine kadar Merkür hakkında bilgiler yalnız teleskop ve radar görüntülerinden çıkarılmıştır. 29 Mart 1974 târihinde Merkür'ün 740 km yakınından geçerek yörüngeye oturan Amerikan uzay aracı Mariner 10 Dünya ya resimler hâlinde binlerce bilgi göndermiştir. Mariner 21 Eylül 1974'te ikinci tur 16 Mart 1975'te üçüncü turunu yapmıştır. Üçüncü turda Merkür'ün 310 km yakınından geçmiştir. 5. Merkür kendi etrafında bir defa dönerken yörüngesinin de 2/3 (üçte ikisi) ünü kat eder. 6. Mariner 10 sayesinde Merkür'ün atmosferi hakkında da bilgiler edinildi. Merkür de atmosfer vardır. Bu atmosfer dünyâ atmosferinin milyonda biri yoğunluğuna sahiptir. Atmosferde çoğu helyum olmak üzere argon neon gazları mevcuttur. 7. Merkür'ün kabuğu ile ilgili Mariner 10'un gönderdiği bilgilerden gündüz ve gece sıcaklıkları 425°C ile -175°C arasında değişir. Diğer gezegenlerde hararet farkı bu kadar değildir. 8. Merkür kabuğunda da ay kabuğunda olduğu gibi kraterler tabanı geniş çukurlar faylar ve sıradağlar mevcuttur. En büyük krater 350 km çapındadır ve kuzey kutbunda yer alır.Venüs ![]() Kimlik Bilgileri: Kütle... 4 869×1024 kg Keppler sabiti(r^3/s^2)... 0 3249×106 km³/s² Ekvatoral yarıçap... 6051 8 km Kutupsal yarıçap... 6051 8 km Basıklık... 0 Ortalama yoğunluk... 5204 kg/m³ Eylemsizlik momenti katsayısı.... 0 33 Yüzey çekim (ekvatorda)... 8 87 m/s² Kaçma hızı... 10 36 km/s Eksen eğikliği... 2 derece Güneşe ort. uzaklık... 108 2 milyon km Görünür parlaklık... -4 4 kadir Dönme periyodu... 243 01 gün Yüzey sıcaklığı... -464 °C Uydu sayısı... 0 Halka sayısı... 0 Yörünge eğim açısı... 3 39 derece Ortalama yörünge hızı... 35 03 km/s Yörüngesel periyod... 224 7 gün Genel Bilgiler 1. Güneş sisteminde güneşe en yakın ikinci gezegen Venüs'tür. 2. Akşam karanlığında gökyüzünde Aydan sonra en parlak ışığa sahiptir. Venüs'e Zühre yıldızı da denir. Güneş ve ay dışında aletsiz gündüz görülebilen tek gök cismidir. Sabahları ve akşamları görüldüğü için Sabah ve Akşam Yıldızı olarak da isimlendirilir. 3. Dünyadan görüldüğü kadarıyla Venüs diğer bütün gezegen ve yıldızlardan daha parlak ışık yansıtır. Bu hem Dünyaya yakın olmasından hem de yüksek yansıma güçlü bulutlarla kaplı olmasından ileri gelir. 4. Diğer gezegenler arasında dünyaya ağırlık ve biçim bakımından en çok benzeyeni Venüs gezegenidir. 5. Ağırlığı Dünya'nın kinin % 81 'i yoğunluğu ise % 90'ı kadardır. Venüs'ün yüzeyindeki yerçekimi dünyanınkinin % 88'i kadardır. Böylece dünyada 45 kg ağırlığı olan bir madde Venüs gezegeninde 40 kg ağırlıktadır. 6. Çok zayıf olduğu anlaşılan Venüs'ün manyetik alanı hemen hemen yok gibidir. 7. Venüs gezegeni Dünya'ya diğer bütün gezegenlerden daha çok yaklaşır. Dünya'ya en yakın olduğu zaman dünyâdan 40 milyon km uzakta bulunur. 8. Venüs'ün atmosferi ve yüzey yapısı hakkında geniş bilgi Amerikan ve Sovyet uzay araştırma çalışmaları neticesinde elde edilmiştir. 1962 senesiyle 1982 seneleri arasında Venüs'e 16 adet uzay aracı gönderilmiştir. 9. Venüs'ün bulut parçalarının üstündeki sis ve duman tabakası bu gezegeni kabuk gibi sararken bulut parçalarının yükseklikleri yüzeyden 80-64-40 km yüksekliktedirler. Bulut tabakası saatte 320 km hızla gezegenin etrafında gezegenin döndüğü yönde döner. 10. Bulutların altındaki Venüs atmosferi % 95 karbondioksit biraz nitrojen ve % 0. l oranında buhardan meydana gelir. Bulutların üstündeki sıcaklık -33°C iken altlarındaki sıcaklık 325°C'dir. Atmosferin daha dikine doğru gittikçe sıcaklık da artar. 11. Venüs Güneş'e Merkür'den daha uzak olmasına rağmen yüzeyindeki sıcaklık Merkür'ün sıcaklığından daha fazladır. Bunun sebebi kalın ve yoğun atmosfer tabakasıdır. Atmosferdeki gaz karbonik ısıyı tutmakta ve Venüs'ü fırın haline getirmektedir. 12. Venüs gezegeninin yüzey sıcaklığı 475°C yüzeydeki atmosfer basıncı ise Dünya'dakinden 95 defa daha fazladır. 13. Bu gezegenin yüzeyi radarla görüldüğü kadarıyla tepelik dağlık olup kraterler vardır. 14. Bitki ve hayvanların Venüs'te yaşamaları mümkün değildir. Bunun sebebi yüzeyin çok sıcak olması su ve oksijenin olmamasıdır.Dünya ![]() Kimlik Bilgileri: Kütle... 5 9736×1024 kg Keppler sabiti(r^3/s^2)... 398 605×103 km³/s² Ekvatoral yarıçap... 6378 14 km Kutupsal yarıçap... 6356 km Basıklık... 3 36×10-3 Ortalama yoğunluk... 5520 kg/m³ Eylemsizlik momenti katsayısı... 0 3308 Yüzey çekim (ekvatorda)... 9 78 m/s² Kaçma hızı... 11 186 km/s Eksen eğikliği... 23 4 derece Güneşe ort. uzaklık... 149 6 milyon km Görünür parlaklık... - Dönme periyodu... 1 gün Yüzey sıcaklığı... -15 °C Uydu sayısı... 1 Halka sayısı... 0 Yörünge eğim açısı... 0 derece Ortalama yörünge hızı... 29 79 km/s Yörüngesel periyod... 365 26 gün Genel Bilgiler 1. Güneş sisteminde güneşe en yakın üçüncü gezegen Dünya'dır. 2. Dünyanın uzaydan görünüşü mavi olduğu için uzay dilinde dünya mavi gezegen olarak da adlandırılır. Bu mavilik atmosferde bulunan oksijenin güneş ışığının tayfı neticesidir. 3. Güneşten 149.589.000 km uzakta elipsoidal bir yörünge boyunca dönmekledir. Güneş etrafındaki bir dönüşü güneş yılı olarak tarif edilmiş olup 365 gün 6 saat 9 dakika ve 4 saniyedir. Bu dönüşünden mevsimler hasıl olur. Kutuplardan basık küre yani elipsoid biçimindedir. 4. Dünyanın ekvatordaki çapı 12.756 km kutuplardaki çapı ise 12.713 km' dir. Ekvator bölgesinde çapın büyük olması merkezkaç kuvvetinin büyük olmasının bir neticesidir. Çünkü ekvatordaki çizgisel hız kutuplardakinden daha büyüktür. 5. Dünyanın atmosferinde % 78 azot % 21 oksijen ve az miktarda da hidrojen karbondioksit helyum argon kripton metan neon bulunur. Atmosferdeki su miktarı ise % 0.2-0.4 arası değişir. 6. Dünya bir günde yani 23 saat 56 dakika 4 saniyede kendi ekseni etrafında bir tur atar. Bu dönmesinden gece ve gündüz meydana gelir. Dünyanın ekseni yer küresi ile güneş arasındaki doğruya dik olmayıp bu doğruya dik olan aydınlanma düzlemine 23 5 derece eğik olduğu için gece ile gündüz uzunluğu yalnız ekvator üzerinde her zaman eşittir. Diğer yerlerde eşit olmayıp her ay değişmektedir. Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe gece ile gündüz arasındaki fark artar. Kutuplarda altı ay gündüz altı ay gece sürer. Gece de tam gece değil yarı karanlıktır. Son yapılan ölçümler ayrıca göstermiştir ki günün uzaması kısalması ayın çekim kuvveti etkisi ile dünyâ dönüş hızında yaptığı yavaşlatma sebebiyle de değişmektedir. Güneşin ayın ve diğer gezegenlerin çekim kuvvetleri etkisi ile 41.000 senelik bir peryotta dünyânın eğimi 23 5 derece ile 22 derece arasında değişir. Her mevsim dünyânın eksenel eğimi farklıdır. 7. Dünya güneş etrafında elips şeklindeki yörüngesinde dönerken güneşten mesafesi artar ve azalır. En yakın noktada dünyânın ekseni etrafında dönüş hızı da saniyede 960 km artar. Bunun neticesi olarak kuzey yarım kürede kışlar kısa ve daha ılık geçer. Buna mukabil güney yarımkürede de yazlar uzun ve serin geçer. Fiziki Özellikleri 1. Dünyanın toplam yüzey alanı yaklaşık olarak 510 milyon km²dir. Bu yüzölçümünün yaklaşık yüzde 70'i su ile ve 30'u de kara ile örtülüdür. Kıtalar daha ziyade kuzey yarım kürede toplanmıştır. 2. Coğrafî kuzey kutup okyanus ortasına; güney kutup ise buzlarla kaplı Antartika kıtasına rastlar. 3. Dünya kabuğu devamlı hareket hâlinde olup radyoaktif maddelerin reaksiyonu ile meydana çıkan ısı neticesi devamlı dışarı itilir. Bu kuvvet yer yer kırılmalar ve yeni toprağın yüzeye çıkmasına sebep olur. Yer kabuğu kalınlığı kıtalarda yaklaşık 35 km okyanuslarda 4 8-6 4 km mesafeye ulaşır.Yer kubuğunu 2900 km kalınlıkta ergimiş metal tabaka takip eder. En içeride 3.200 km çapında top biçimde iç kor kütle vardır. 4. Dünyanın kütlesi 6×10 üzeri 24 kg olarak hesaplanmıştır. Dünya kabuğunun analiz neticesine göre % 46'sı oksijen % 28'i silikon % 11'i kalsiyum potasyum magnezyum ve % 8'i alüminyumdur. 5. Dünyanın etrafında dönüşü metal kordan ötürü elektrik akımları doğurur. Bu elektrik akımlarının doğurduğu manyetik saha ise dünya üzerinde yaşayan canlıları Güneş ve diğer yıldızların yaydığı zararlı parça radyasyonlarına karşı koruma görevi yapar.Mars ![]() Kimlik Bilgileri: Kütle... 641 9×1021 kg Keppler sabiti(r^3/s^2)... 42 83×103 km³/s² Ekvatoral yarıçap... 3393 km Kutupsal yarıçap... 3375 5 km Basıklık... 5 15×10-3 Ortalama yoğunluk... 3933 kg/m³ Eylemsizlik momenti katsayısı... 0 366 Yüzey çekim (ekvatorda)... 3 69 m/s² Kaçma hızı... 5 03 km/s Eksen eğikliği... 24 derece Güneşe ort. uzaklık... 227 9 milyon km Görünür parlaklık... -2 8 kadir Dönme periyodu... 24 62 saat Yüzey sıcaklığı... -40 °C Uydu sayısı... 2 Halka sayısı... 0 Yörünge eğim açısı... 1 85 derece Ortalama yörünge hızı... 24 13 km/s Yörüngesel periyod... 1 88 yıl Genel Bilgiler 1. Güneşten uzaklığına göre dördüncü gezegen Mars'tır. Kızıl görünüşü ile " kızıl gezegen" adını almıştır. Merih olarak da isimlendirilir. 2. Güneş Ay ve Venüs'ten sonra dünyâdan görülen en parlak gök cismidir. 3. Mars'ın iki uydusu vardır. Bunlardan Deimos Mars'a ortalama 23.474 km mesafede 30 saat 18 dakikada bir turunu tamamlar. Phobos ise 9.380 km mesafede 7 saat 39 dakikada bir turunu tamamlar. Deimos çıplak gözle fark edilebilecek kadar ışık yansıtır. 4. Mars'ın atmosferini % 95 karbondioksit ve az miktarlarda argon azot ve oksijen meydana getirdiği uzay araçlarının gönderdiği bilgilerle tespit edilmiştir. 5. Atmosferde çok az miktarda su olmakla beraber oldukça kurudur. 6. Mars yüzünde atmosfer basıncı dünyanınkine nazaran düşük olup 3-8 milibardır. 7. Bâzan saatteki hızı 400 km'ye ulaşan rüzgarlar eser. 8. En yüksek sıcaklık -20°C ve en düşük sıcaklık -140°C dolayındadır Jüpiter Kimlik Bilgileri: Kütle... Cüce Gezegenler Uluslararası Gökbilim Birliği (IAU) tarafından belirlenen cüce gezegenler Ceres Pluton ve Eris'tir.Şimdilik sayıları üç adet olsa da ileride daha fazla cüce gezegene sahip bir güneş sistemimiz olacak.Çünkü şu anda bile sırada cüce gezegen olmayı bekleyen bir çok aday bulunmakta.Ceres: 1801 yılında keşfedilen Ceres Mars ile Jüpiterin arsındaki astroid kuşağının en büyük cismidir. İlk keşfedildiğinde bir kuyrukluyıldız sanılmış fakat daha sonra bir gezegen olarak adlandırılmıştı. Astroid kuşağındaki diğer astroidlerin keşfedilmesinin ardından ise bu ünvanını kaybetmişti.Güneşe ortalama uzaklığı: 414 milyon Km 1 günü: 9 1 saat1 Yılı: 406 Dünya Yılı Yer Çekimi ivmesi: 0 03gÇapı: 969 Km Pluton: 1930 yılında Clyde Tombaugh tarafından keşfinin ardından gezegen olarak kabul edilmesiyle birliktegezegen nedir tartışmalarının da temelini attı. Pluton uydusu Charon ile Güneş etrafındaki turlarını birbirlerinin etrafında dönerek tamamlar. Güneşe ortalama uzaklığı: 5 9 milyar Km1 Günü: 153 6 saat1 Yılı: 247 9 Dünya yılıÇapı: 2302 Km Yer çekimi ivmesi: 0 08gUydu sayısı: 3 Eris: 2005 yılında keşfinin ardından gezegen olarak kabul edilecek mi edilmeyecek mi diye beklenirken Çek Cumhuriyetinde toplanan bilim adamları tarafından Cüce gezegen adında yeni bir kategori açılmasına neden oldu. Güneşe Ortalamam uzaklığı: 10 3 milyar Km1 Günü: bilinmiyor 1 Yılı: 560 Dünya yılı Çapı: 2300-2500 Km arası Yerçekimi ivmesi: 0 09gUydu sayısı:1 Gezegen Bir yıldızın etrafında dolanan ve kendisi yıldız olmayan doğal gök cisimlerine gezegenGüneş Sistemi içinde Güneş’in doğrudan uydusu olan ve Uluslararası Gökbilim Birliği (IAU) tarafından bu tanıma uygun bulunmuş 8 gök cismini belirlemede kullanılır. Güneş Sistemi’nde resmi olarak kabul edilen ’sekiz gezegen’den başka bu cisimlerle boyut yörünge ve fiziksel özellikler açısından aynı gruba konabilecek yeni gök cisimlerinin keşfedilmesi bir yandan da başka yıldızların etrafında da Güneş Sistemi gezegenlerine benzer gök cisimlerinin dolandığının saptanması ‘gezegen’ tanımının sınırlarının bulanıklaşmasına neden olmuştur. adı verilir.Güneş Sistemi dışındaki gezegenler Bu gezegenlerin en büyüğü Subutay’dır. 1995 yılında Michel Mayor ve Didier Queloz51 Pegasi adlı yıldızın çevresinde dönen bir gök cismi keşfedildiğinde bu cismin ‘gezegen’ olarak tanımlanması uygun görüldü. 1995-2005 yılları arasında yapılan gözlemlerle 100′ü aşkın değişik yıldız çevresinde dolanan 150′den fazla gezegen bulundu. Güneş Sistemi gezegenleri ile karıştırılmaması için bu cisimlere ‘Güneş dışı gezegenler’ veya Güneş Sistemi dışı gezegenler adı verilmektedir. Yine karışıklığı önlemek amacıyla bu tür gezegenlerin yıldızları ile birlikte oluşturdukları sistemlere genel olarak gezegen sistemi ya da ‘yıldız sistemi’ adı verilmektedir. ‘Güneş Sistemi’ adı ise yalnızca özel ad olarak Güneş ve uydularının oluşturduğu gezegen sistemini tanımlamada kullanılır. ek olarak 1996 yılında amerikalı uzay bilimcisi Arthur Frank Elbourn ‘un yapmış olduğu bir takım araştırmalar uzay hakkında daha da fazla bilgi almamızı sağlamıştır. Arthur Frank Elbourn un yapmış olduğu çalışmlarda 10 olan gezegen sayısı aslında 12 gezegen vardi. Goono ve Afelbourn ismi verdiği iki gezegen daha keşfetti. NASA tarafından doğrulanan bu gezegenler fazla medyaya duyurulmadı. Tarih boyunca gezegen kavramı Elimize ulaşan tarihsel kayıtlar incelendiğinde Türkçe’nin genç sözcüklerinden olan ‘gezegen’in diğer dillerde uzun süredir var olan karşılıklarının gökyüzünde yıldızların alışılmış hareketlerinden farklı davranışları ile dikkati çeken ‘aykırı’ yıldızlar için kullanıldığı görülür. Batı dillerinde gezegen kavramı Eski Yunan’da ‘başıboş dolaşan’ anlamında kullanılan planitis (πλανήτης) sözcüğünden türetilmiş sözcüklerle ifade edilmektedir. Yakın tarihe kadar Türkçe’de kullanılan Arapça kökenli seyyare sözcüğü de benzer anlam taşımaktadır. Türkçe gezegen sözcüğü de bu yıldızların gökyüzünde diğer sabit yıldızların arasında ‘gezinmelerinden’ esinlenilerek türetilmiştir.17.ci yüzyıla dek bilinen beş gezegen (Merkür Venüs Mars Jüpiter ve Satürn) insan kültürü ile tarih boyunca içiçe olmuş çeşitli kültürlerde tanrılarla bağdaştırılarak mitolojinin klasik elementlerle bağdaştırılarak felsefenin ve astrolojinin önemli bir parçasını oluşturmuşlardır. 17.ci yüzyılda Kopernik’in o güne dek yaygın olan yermerkezli görüşü sarsan kozmolojik devrimi ile güneşmerkezli evren anlayışının ağırlık kazanması sonucunda dünyanın da bir gezegen olduğu kabul edilmiş böylece gezegen kavramı ‘gökte başıboş dolaşan yıldız’dan günümüzdeki gökbilimsel anlamına oturmuştur.18.ci yüzyılda keşfedilen Uranüs gezegenler listesine yedinci sırayla kolaylıkla eklenirken 1801 ve 1802′de Güneş Sistemi’nin Ceres ve Pallas adlarını alan iki yeni üyesi bulunduğunda küçüklükleri nedeniyle gezegen sayılmayarak Sir William Herschel’in verdiği asteroit tanımı içine alındılar. İzleyen yıllarda keşfedilen benzer niteliklerde yeni küçük gök cisimleri de bu kategoriye eklendiler. Böylece Titius-Bode yasasının öngördüğü şekilde Mars ile Jüpiter yörüngeleri arasında bir başka gezegen bulunması gerektiği sorunu çözümlenmiş oldu. Ancak bu kez Uranüs yörüngesindekitedirginliklerden sorumlu yeni bir gezegen arayışı başladı. Bu sorunun yanıtını da 1846 yılında bulunan ve sekizinci gezegen olarak benimsenen Neptün getirdi. Güneş Sistemi içinde gözlenen tüm tedirginliklerin henüz keşfedilmemiş bir ‘bilinmeyen gezegen’ ile açıklanabileceği yaklaşımının bu şekilde meyvasını vermesi ‘gezegen avcılarını’ cesaretlendirerek dokuzuncu gezegenin aranmasına başlandı. Ancak giderek daha güçlü teleskopların yapılması gökyüzünü inceleyen insan ve kuruluş sayısının artması 19.yüzyıl sonunda astrofotografi tekniğinin ortaya çıkması gibi gelişmeler sayesinde önemsiz sayılacak gökcisimlerinin saptanabilir hale gelmesine ve yeni bulunan asteroit sayısının bini aşmasına karşın 1930′da Plüton bulunduğunda neredeyse yüz yıl geçmişti. Bu uzun bekleyiş Plüton’a dokuzuncu gezegen olma onurunu kazandırırken açıklamasını da birlikte getiriyordu: yeni gezegen o ana dek bilinen en küçük gezegen Merkür’ün yarısından daha küçük çapta ve otuzda biri kütlesinde aralarında Ay’ın da bulunduğu birçok gezegen uydusundan daha küçük üstelik alışılmadık bir yörüngede idi. Bütün bunlara karşın en büyük asteroit Ceres’ten daha büyük olan ve Güneş çevresinde dönen dokuzuncu büyük gök cismi olan Plüton’un dokuzuncu gezegen sıfatı 20. yüzyıl sonlarına kadar tartışma konusu olmadı.Hollandalı gökbilimci Kuiper tarafından kuramsal olarak ortaya atılan ve bugün Kuiper kuşağı olarak bilinen bölge Güneş’ten 30-50 A.Ü (astronomi ünitesi-gökbilim birimi) yani yaklaşık 4 5-7 5 milyar km. uzaklıktaki alanı kaplar ve Güneş çevresinde dönen çok sayıda küçük gök cisminin bu aralıkta yer aldıklarına 1950′lerden bu yana inanılmaktadır. 1992 yılında o ana dek Kuiper kuşağının bilinen tek üyesi Plüton gezegeni iken (15760) 1992 QB1 geçici adıyla tanınan ‘ilk Kuiper kuşağı cismi’nin bulunması ve bunu kısa sürede çok sayıda yenilerinin izlemesi ile bu yeni gök cisimi sınıfı bir kavram olarak netleşmeye başladı. Plüton’un bilimsel anlamda bu sınıfın bir üyesi olduğu gökbilim çevreleri tarafından kabul edilirken hala bir gezegen olarak kabul edilip edilmeyeceği konusu popüler bir tartışma biçimini aldı. Uluslararası Gökbilim Birliği (IAU) 1999 yılında Plüton’un resmi olarak Güneş sistemi’nin dokuzuncu gezegeni kabul edildiğini ve bunun değiştirilmesinin düşünülmediğini açıklayan bir bildiri yayınlamak zorunda kaldı.2002 yılında Plüton’un yarısı çapındaki 50000 Quaoar‘ın 2004′te ise neredeyse Plüton büyüklüğünde 90377 Sedna’nın keşfi Plüton’un diğer Kuiper kuşağı cisimlerinden (Kuiper Belt Objects-KBO) fazla ayrıcalıklı olmadığını göstermesi bakımından önemli görüldü. 29 Temmuz 2005′de üç yeni Kuiper kuşağı cisimi daha bulunduğu açıklandı. Bunlardan 2003 UB313 adlı olanı Plüton’dan daha büyük olması nedeni ile bazılarınca 10.cu gezegen ilan edilirken bir yandan da Plüton’un gezegen sıfatının gözden geçirilmesi tartışmaları yeniden alevlendi. amerika da yapılan araştırmalar sonucunda aslında 12 gezegen dışında dört gezegen daha keşfedilmiş. bunlar pluton dan daha büyük ve yapılan araştırmalarda bu dört gezegenin bir tanesinde yaşamsal bir belirti olabileceği söylenmektedir. yalnız dunyaya çok uzak olan bu dört gezegen nasa nın yapmış olduğu gizlia raştırmalar sonucunda ortaya çıkarılmış ve medyadan bugune kadar saklanmıştır. medyaya nasıl sızdığı bilinmemekte olup araştırmaların devam ettiği söylenmektedir.Gezegenler Çevresine ısı ve ışık yaymayan sadece çevresindeki yıldızlardan aldıkları ısı ve ışığı yansıtan gök cisimlerine denir.Güneş Sistemimi’zin bir parçası olan bu dokuz gezegen hem kendi etraflarında hem de Güneş’in etrafında sıralanmış bir şekilde sürekli dönerler. Güneş’e en yakın olandan en uzağa doğru gezegenler; Merkür Venüs Dünya Mars Jüpiter Satürn Uranüs Neptün ve Plüton’dur. Dünyamız Güneş’e yakınlık sıralamasında üçüncüdür. Gezegenler değişik şekillerde sınıflandırılırlar: Terrestrial (Dünya benzeri kayalık) gezegenler: Merkür Venüs Dünya ve Mars (Bu sınıftaki gezegenler büyük oranda kaya ve metallerden oluşmuşlardır nispeten yüksek yoğunluktadırlar. Halkaları yoktur. Hiç ya da az sayıda uyduya sahiptirler.Jovian (Jupiter benzeri gazlardan oluşmuş) gezegenler: Jupiter Satürn Uranüs Neptün (Bu sınıftaki gezegenler büyük oranda hidrojen ve helyumdan oluşmuşlardır. yoğunlukları düşüktür derin atmosferlere halkalara ve çok sayıda uyduya sahiptirler)Güneşe olan uzaklıklarına göre: İç Gezegenler: Merkür Venüs Dünya ve MarsDış gezegenler: Jupiter Satürn Uranüs Neptün ve PlutoMars ve Jupiter arasındaki Asteroid kuşağı iki sınıf arasındaki sınırı oluşturur GEZEGENLERİN BÜYÜKLÜKLERİ İlk fotoğraf dünyanın bazı gezegenlerle mukayese edildiğinde ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL] Şimdi diğer gezegenleri de ekleyelim. Dünya biraz küçüldü. [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL] Güneşi de ekleyince dünyanın karizması tamamen gidiyor. [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL] Karizmatik Güneşimizin yanına bir kaç yıldız koyarsak ne olur? Bu resimde Jüpiter 1 piksel yer kaplıyor dünya ise görünmüyor.[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL] Ve son darbe...Bu resimde de güneşimiz 1 piksel yer kaplarken Jüpiter gözükmüyor. [Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL] Gezegenler Bir yıldızın etrafında dolanan ve kendisi yıldız olmayan doğal gök cisimlerine gezegen adı verilir. Dar anlamıyla Güneş Sistemi içinde Güneş'in doğrudan uydusu olan ve Uluslararası Gökbilim Birliği (IAU) tarafından bu tanıma uygun bulunmuş 8 gök cismini belirlemede kullanılır. Güneş Sistemi'nde resmi olarak kabul edilen 'sekiz gezegen'den başka bu cisimlerle boyut yörünge ve fiziksel özellikler açısından aynı gruba konabilecek yeni gök cisimlerinin keşfedilmesi bir yandan da başka yıldızların etrafında da Güneş Sistemi gezegenlerine benzer gök cisimlerinin dolandığının saptanması 'gezegen' tanımının sınırlarının bulanıklaşmasına neden olmuştur.Uluslararası Gökbilim Birliği'nin (IAU) 1919 yılından bu yana kabul ettiği Güneş Sistemi'nin 8 gezegeni güneşe yakınlık sıralarına göre şunlardır:1. Merkür 2. Venüs 3. Dünya 4. Mars 5. Jüpiter 6. Satürn 7. Uranüs 8. Neptün Bu 8 gezegenin dışında daha önce gezegen olarak tanımlanan Plüton IAU'nun yeni tanımlamasına göre Cüce Gezegen olarak kabul edilmektedir.Güneş Sistemi dışındaki gezegenler 1995 yılında Michel Mayor ve Didier Queloz tarafından 51 Pegasi adlı yıldızın çevresinde dönen bir gök cismi keşfedildiğinde bu cismin 'gezegen' olarak tanımlanması uygun görüldü. 1995-2005 yılları arasında yapılan gözlemlerle 100'ü aşkın değişik yıldız çevresinde dolanan 150'den fazla gezegen bulundu. Güneş Sistemi gezegenleri ile karıştırılmaması için bu cisimlere 'Güneş dışı gezegenler' veya Güneş Sistemi dışı gezegenler adı verilmektedir. Yine karışıklığı önlemek amacıyla bu tür gezegenlerin yıldızları ile birlikte oluşturdukları sistemlere genel olarak gezegen sistemi ya da 'yıldız sistemi' adı verilmektedir. 'Güneş Sistemi' adı ise yalnızca özel ad olarak Güneş ve uydularının oluşturduğu gezegen sistemini tanımlamada kullanılır. ek olarak 1996 yılında amerikalı uzay bilimcisi Arthur Frank Elbourn 'un yapmış olduğu bir takım araştırmalar uzay hakkında daha da fazla bilgi almamızı sağlamıştır. Arthur Frank Elbourn un yapmış olduğu çalışmalarda 10 olan gezegen sayısı aslında 12 gezegene vardi. goono ve Elbourn ismi verdiği iki gezegen daha keşfetti. Nasa tarafından doğrulanan bu gezegenler fazla medyaya duyurulmadı.Tarih boyunca gezegen kavramı Elimize ulaşan tarihsel kayıtlar incelendiğinde Türkçe'nin genç sözcüklerinden olan 'gezegen'in diğer dillerde uzun süredir var olan karşılıklarının gökyüzünde yıldızların alışılmış hareketlerinden farklı davranışları ile dikkati çeken 'aykırı' yıldızlar için kullanıldığı görülür. Batı dillerinde gezegen kavramı Eski Yunan'da 'başıboş dolaşan' anlamında kullanılan planitis (πλανήτης) sözcüğünden türetilmiş sözcüklerle ifade edilmektedir. Yakın tarihe kadar Türkçe'de kullanılan Arapça kökenli seyyare sözcüğü de benzer anlam taşımaktadır. Türkçe gezegen sözcüğü de bu yıldızların gökyüzünde diğer sabit yıldızların arasında 'gezinmelerinden' esinlenilerek türetilmiştir.17.ci yüzyıla dek bilinen beş gezegen (Merkür Venüs Mars Jüpiter ve Satürn) insan kültürü ile tarih boyunca içiçe olmuş çeşitli kültürlerde tanrılarla bağdaştırılarak mitolojinin klasik elementlerle bağdaştırılarak felsefenin ve astrolojinin önemli bir parçasını oluşturmuşlardır. 17.ci yüzyılda Kopernik'in o güne dek yaygın olan yermerkezli görüşü sarsan kozmolojik devrimi ile güneşmerkezli evren anlayışının ağırlık kazanması sonucunda dünyanın da bir gezegen olduğu kabul edilmiş böylece gezegen kavramı 'gökte başıboş dolaşan yıldız'dan günümüzdeki gökbilimsel anlamına oturmuştur.18.ci yüzyılda keşfedilen Uranüs gezegenler listesine yedinci sırayla kolaylıkla eklenirken 1801 ve 1802'de Güneş Sistemi'nin Ceres ve Pallas adlarını alan iki yeni üyesi bulunduğunda küçüklükleri nedeniyle gezegen sayılmayarak Sir William Herschel'in verdiği asteroit tanımı içine alındılar. İzleyen yıllarda keşfedilen benzer niteliklerde yeni küçük gök cisimleri de bu kategoriye eklendiler. Böylece Titius-Bode yasasının öngördüğü şekilde Mars ile Jüpiter yörüngeleri arasında bir başka gezegen bulunması gerektiği sorunu çözümlenmiş oldu. Ancak bu kez Uranüs yörüngesindeki tedirginliklerden sorumlu yeni bir gezegen arayışı başladı. Bu sorunun yanıtını da 1846 yılında bulunan ve sekizinci gezegen olarak benimsenen Neptün getirdi. Güneş Sistemi içinde gözlenen tüm tedirginliklerin henüz keşfedilmemiş bir 'bilinmeyen gezegen' ile açıklanabileceği yaklaşımının bu şekilde meyvasını vermesi 'gezegen avcılarını' cesaretlendirerek dokuzuncu gezegenin aranmasına başlandı. Ancak giderek daha güçlü teleskopların yapılması gökyüzünü inceleyen insan ve kuruluş sayısının artması 19.yüzyıl sonunda astrofotografi tekniğinin ortaya çıkması gibi gelişmeler sayesinde önemsiz sayılacak gökcisimlerinin saptanabilir hale gelmesine ve yeni bulunan asteroit sayısının bini aşmasına karşın 1930'da Plüton bulunduğunda neredeyse yüz yıl geçmişti. Bu uzun bekleyiş Plüton'a dokuzuncu gezegen olma onurunu kazandırırken açıklamasını da birlikte getiriyordu: yeni gezegen o ana dek bilinen en küçük gezegen Merkür'ün yarısından daha küçük çapta ve otuzda biri kütlesinde aralarında Ay'ın da bulunduğu birçok gezegen uydusundan daha küçük üstelik alışılmadık bir yörüngede idi. Bütün bunlara karşın en büyük asteroit Ceres'ten daha büyük olan ve Güneş çevresinde dönen dokuzuncu büyük gök cismi olan Plüton'un dokuzuncu gezegen sıfatı 20. yüzyıl sonlarına kadar tartışma konusu olmadı.Hollandalı gökbilimci Kuiper tarafından kuramsal olarak ortaya atılan ve bugün Kuiper kuşağı olarak bilinen bölge Güneş'ten 30-50 A.Ü (astronomi ünitesi-gökbilim birimi) yani yaklaşık 4 5-7 5 milyar km. uzaklıktaki alanı kaplar ve Güneş çevresinde dönen çok sayıda küçük gök cisminin bu aralıkta yer aldıklarına 1950'lerden bu yana inanılmaktadır. 1992 yılında o ana dek Kuiper kuşağının bilinen tek üyesi Plüton gezegeni iken (15760) 1992 QB1 geçici adıyla tanınan 'ilk Kuiper kuşağı cismi'nin bulunması ve bunu kısa sürede çok sayıda yenilerinin izlemesi ile bu yeni gök cisimi sınıfı bir kavram olarak netleşmeye başladı. Plüton'un bilimsel anlamda bu sınıfın bir üyesi olduğu gökbilim çevreleri tarafından kabul edilirken hala bir gezegen olarak kabul edilip edilmeyeceği konusu popüler bir tartışma biçimini aldı. Uluslararası Gökbilim Birliği (IAU) 1999 yılında Plüton'un resmi olarak Güneş sistemi'nin dokuzuncu gezegeni kabul edildiğini ve bunun değiştirilmesinin düşünülmediğini açıklayan bir bildiri yayınlamak zorunda kaldı.2002 yılında Plüton'un yarısı çapındaki 50000 Quaoar'ın 2004'te ise neredeyse Plüton büyüklüğünde 90377 Sedna'nın keşfi Plüton'un diğer Kuiper kuşağı cisimlerinden (Kuiper Belt Objects-KBO) fazla ayrıcalıklı olmadığını göstermesi bakımından önemli görüldü. 29 Temmuz 2005'de üç yeni Kuiper kuşağı cisimi daha bulunduğu açıklandı. Bunlardan 2003 UB313 adlı olanı Plüton'dan daha büyük olması nedeni ile bazılarınca 10.cu gezegen ilan edilirken bir yandan da Plüton'un gezegen sıfatının gözden geçirilmesi tartışmaları yeniden alevlendi. amerika da yapılan araştırmalar sonucunda aslında 12 gezegen dışında dört gezegen daha keşfedilmiş. bunlar pluton dan daha büyük ve yapılan araştırmalarda bu dört gezegenin bir tanesinde yaşamsal bir belirti olabileceği söylenmektedir. yalnız dunyaya çok uzak olan bu dört gezegen nasa nın yapmış olduğu gizlia raştırmalar sonucunda ortaya çıkarılmış ve medyadan bugune kadar saklanmıştır. medyaya nasıl sızdığı bilinmemekte olup araştırmaların devam ettiği söylenmektedir.![]() ExC ŞİMDİ ASKER Konu eXc tarafından (10-26-2008 Saat 05:07 PM ) değiştirilmiştir.. Sebep: Birdaha Flod Yapmaycam :D |
| | |
| Konuyu Beğendin mi ? O Zaman Arkadaşınla Paylaş |
| Konuyu arkadaşınla paylaşmak mı istiyorsun? Sayfayı E-Mail olarak gönder |
![]() |
| Etiketler |
| bilgi, gezegen, hakkinda, okuyun, resimleri |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|